Eşcinsellik konusu geçmişten günümüze kadar tanımları, yaklaşımı, bulunduğu yer değişerek gelmiştir. İlk başlarda eşcinsellik bir “sosyopatik kişilik bozukluğu” olarak değerlendirilirken daha sonra “cinsel sapma” olarak değerlendirilmiştir. Daha sonraları ise cinsel yöneliminden dolayı sürekli stres yaşama durumu olarak açıklanmıştır. Şuan ise cinselliğin bir tercih olduğunu ve insanların bunu bilinçli bir şekilde tercih etmesinin normal olduğu söylenmektedir.

DSM-4R’da eşcinsellik bir cinsel kimlik bozukluğu olmaktan çıkarılmış ve artık normal bir durum olarak değerlendirilmiştir. Eşcinsel olan bireylerin hasta olmadığı içinde bir tedaviye ihtiyacı olmadığını söylenmiştir. Bu yüzden o kişilere bunun normal olduğu ve buna uyum sağlamalarına yönelik bir yaklaşım içinde olunması gerektiği yönünde bir bakış açısı ortaya çıkmıştır.

Eğer eşcinsellik bir tercih ise öncelikle tercih tanımını yapmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Tercih, bilinçli bir şekilde bir şeyi isteme durumudur. Türk dil kurumuna (TDK) göre “yeğleme” demiştir.

Bazı kaynaklar ise eşcinselliğin yönelim olduğunu söylemektedir. TDK ruh bilimi  çerçevesinde “yönelim”i şu şekilde açıklamıştır, “Bireyin içinde bulunduğu yer ve zamanın, çevresindekilerin ve kendisinin farkında olması durumu”

Bana göre ise cinsellik bir yönelimdir ve bu yönelimi belirleyen faktörler vardır. Çünkü ben bilinçli bir şekilde kızlardan hoşlanayım ya da erkeklerden hoşlanayım dediğimi hatırlamıyorum. Cinselliği fark ettiğimde bunun kadınlara karşı olduğunu hissettim ve böyle devam etti. Sonrasında bilinçli bir şekilde ben erkeklerle de cinsel paylaşım içinde olayım deseydim bu bir tercih olabilirdi. O yüzden bu benim tercihim değil fakat yönelimimdir.

Peki bu yönelimi etkileyen şeyler nelerdir?

İnsan, biyopsikososyal bir varlıktır. Cinsellik konusunda ise insanın biyolojik yapısı (hormonları), psikolojik yapısı ve çevre bunda etki etmektedir. Bunları tek tek açıklayacak olursak.

Biyolojik yapı; Dünyaya biyolojik bir yapı ile geliriz. Hormonlarımız, bedensel yapımız bizim biyolojik yapımızı oluşturur. Fiziksel olarak cinsel organlar ve hormonlarımız bizim cinsel yönelimimizi belirlememize etki eden unsurlardandır. Penisi olan fakat ergenlik döneminde göğüsleri belirginleşen ve karmaşık cinsiyete sahip olan bireyler. Bunun yanı sıra bedensel olarak erkek olup fakat kadınsı hormonları ağır basan bireyler. Cinsel anlamda bir karmaşa yaşayabilirler. Bu durum kişilerin  cinsel olarak sorun yaşamasına neden olmaktadır.

Psikolojik yapı; Kişinin geçmişte yaşadığı bir travma öyküsü varsa taciz, tecavüz ve buna benzer cinsel travmalar eşcinsel eğilimi ortaya koyabilir. Cinsel sapkınlıklar ve bunun gibi cinsel problemler. Bunun yanı sıra bazı kişilik problemlerinde dengesiz cinsel deneyimlere yönlendirebilir. çevrede bu psikolojik yapıyı etkilemektedir.

Çevre; Aile ve çevre kişinin cinsel yönelimini etkilemektedir. Hiç kız çocuğu olmayan bir ailenin veya kız çocuğu isteyen bir ailenin erkek çoğunu kız çocuğu gibi yetiştirmesi. Erkek çocuğun baba ile özdeşim kuramaması, aile ile bağımlı bir kurması, baskın anne ve pasif baba bu durumu tetikleyen nedenlerdendir. Baba ile özdeşim kuramayan çocuk, erkek çocukları ile kurmakta zorlanır. Anne ile daha kolay iletişim kurabildiği için kızlarla daha fazla zaman geçirmeye başlar. Böylece kızlarla oyun oynar ve erkeklerin ilgilendiği konular ilgisini çekmemeye başlar. Sonrasında ise kızlar ergenlik döneminde daha çok erkeklerden bahsettiği için onunla da sanki bir kızmış gibi erkeklerle ilgili konuşurlar ve böylece erkekler, baba ile özdeşim kuramayan erkek çocuğunda ilgisini çekmeye başlayabilir. olarak kabul edilme ve gruba dahil olma adına onlar gibi davranmaya başlar ve iş daha da zorlaşır. Sonrasında ise bu durum karşında sıkıntılar yaşamaya başlayacaktır.

0-3 Yaş arası cinsel kimliğin geliştiği dönemdir ve bu anlamda çok önemlidir. Aslında 0-3 yaş psikolojik gelişimin temelinin atıldığı zaman dilimidir. O anlamda aileler bu sürece dikkat etmeleri gerekir.

Çocuklar başta anne ile özdeşim kurarlar ve sonra ki dönemde ise kızlardan farklı olarak anneden ayrışıp baba ile özdeşim kurmaları gerekir. Bu süreçte baba kabullenici şefkatli ve sevgisini çocuğuna veren bir baba ise çocuk, özdeşim kurmakta zorlanmaz. Baba çocuk ile kaliteli zaman geçirir, gücünü ve şefkatini çocuğu ile paylaşır. Fakat bazen anne aşırı baskın ve baba pasif kalabilir. Bu durumda çocuk, gücü temsil eden anneden kopamaz ve anne ile özdeşim kurar.

Bazen de baba çocukla ilgisiz, onunla zaman geçirmeyen, hayalet baba olabilir. Bu durumda da çocuk yine baba ile özdeşim kuramayacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz etkenler cinselliğin ve psikolojik yapının gelişiminde önemli bir yer almaktadır. Eğer cinsel yönelimde biyolojik bir etken yoksa bu durum muhtemelen psikolojik ve çevrenin etkisi ile ortaya çıkmış olabilir.

Şuan ki psikolojik yaklaşım eğer bir eşcinsel durum varsa müdahale edilecek bir şey yoktur çünkü bu bir problem değildir.

Cinsel yöneliminden rahatsız olduğunu belirtiyorsa!

Kişi yöneliminden rahatsız ise ve bu durumu değiştirmek istediğini belirtiyorsa ne yapmalıyız?

Öncelikli olarak bu rahatsızlığı ortaya çıkaran şeyin ne olduğunu iyice araştırmak gerekir. Çünkü bazen sosyal normlar insan üzerinde stres yaratır ve sonrasında kişi cinsel yöneliminin problem olduğunu düşünür ve bunu değiştirmek isteyebilir. Eğer kişinin duyduğu rahatsızlık sosyal normlar ve toplumun tutumu olmasına rağmen cinsel yönelimin sorun olduğunu düşünüyorsa birey bu anlamda bilgilendirilebilir. Problem yaratan şeyin cinsel yönelimi değil insanların tutumu olduğu konusunda bilgilendirmek stresin azalmasına yardımcı olacaktır. Buna rağmen stres azalmıyorsa ve bu stresten kişi rahatsız ise stresle baş etmeye yönelik çalışmalar yapılabilir.

Biyolojik hiçbir problem yok, toplumsal baskı ile alakalı değil ama kişi cinsel yöneliminden rahatsız ise ne yapmalıyız?

Cinsel yönelimini değiştirmek isteme bir tercihtir eğer bu durumdan rahatsız ise bunu değiştirmek istemesi normal bir süreçtir. Burada yapılması gereken şey ise anne – baba – çocuk ilişkisi ve kişinin psikolojik durumu hakkında terapötik çalışmalar yapılabilir. Baba ile özdeşim kurmakta sorun yaşıyorsa buna yönelik çalışmalar sürece olumlu katkı sağlayacaktır. Anneden ayrılma, bireyselleşme, özgüven gelişimi ve baba ile özdeşim kurma bu duyguları kontrol altında tutma ve sonraki aşamalarda yönelimini bilinçli ve kontrollü bir şekilde farklı bir yere çevirme durumu olabilir.

Burada bilinmesi gereken en önemli şeylerden birisi ise eşcinsellik bir yönelimdir ve öncelikle insanları olduğu gibi kabul etmek ile yükümlüyüz. Dini, dili ve cinsel yönelimi o kişiyi ilgilendirir. Kişi dinini, dilini ve cinsel yönelimini değiştirmeyi isteme hakkına sahiptir. Eğer dinin değiştirmek istiyorsa bir din uzmanından, dilini değiştirmek istiyorsa dil uzmanından ve cinsel yönelimini değiştirmek istiyorsa bir psikoterapistten yardım talep edebilirler.

Psikoterapist, böyle bir danışanla çalışırken daha önce bahsettiğim gibi bu rahatsızlığı ortaya çıkaran şeylerin neler onları iyice araştırması gerekir. Eğer toplumsal baskı rahatsız ediyorsa bu anlamda bilgilendirmesi gerekir. Geçmişte yaşadığı travmatik cinsel bir yaşam olayı varsa bunun üzerine çalışabilir. Anne-baba-çocuk ilişkisi ile alakalı bir sorun varsa bu alana yönelik psikoterapi yapabilir.

 

Psikoterapist & Hipnoterapist & Terapist