Merhaba Sayın bursapsikologum.com takipçileri,  bugün size ‘’Terk edilme Korkusu’’ üzerine bilgiler vereceğim. Terk edilme, genelde ilişkilerde en çok bizi kaygıya sokan konulardan birisidir. İnsanlar güzel bir şey yaşadığında onun sonsuza dek ya da uzun süre sürmesini ister. Her ne kadar güzel bir şeyin sonsuza dek sürmesi bizim için uzun vade de iyi bir şey olmasa da bu şekilde devam etmesini isteriz.

Sonsuza dek sürmesinin iyi bir şey olmamasını kısaca açıklamak gerekirse, bir insan onu mutlu eden bir konuyu sürekli yaşarsa bir süre sonra ona karşı duyarsızlaşır ve ilk başlarda hissettirdiği duyguyu yaşamamaya başlar. Bir süre sonra da bu hissedilen yoğun mutluluk duygusu azalarak tamamen hissedemeyecek seviyeye gelir. Bu bizim uyum sağlama özelliğimiz ile alakalı bir durumdur. Yeni bir durum bizde bir duygu oluşturur. Duygunun yoğunluğu başlarda yüksektir zamanla bu yeni duruma alışır uyum sağlarız ve normalleştiririz. Bir süre sonra da o duygular nötr ya da çok az seviyeye gelir.

Örneğin, en sevdiğiniz yemeği her gün yerseniz. Başlarda bu sizi mutlu eder. Ondan haz ve tat alırsınız.  Fakat bu en sevdiğiniz yemeği 3 ay boyunca her gün yerseniz bir süre sonra o yemeğin size verdiği tadı algılamamaya başlarsınız. Karnınızı doyurur fakat tat almazsınız.

Bu bağlamda ilk başlarda heyecan veren mutlu eden ilişkiler. İlk başladığı şekilde kalırsa bir süre sonra sıkıcı hal alır ve istenmeyecek seviyeye gelir. Tabii bugün konuşacağımız konu bu olmadığı için bunu daha fazla uzatmadan asıl konumuza geri dönüyorum. Terk edilme kaygısı…

İnsan sahip olmadığı bir şeye karşı kaybetme kaygısı yaşamaz fakat bir şeye sahip olduğunu fark ettiği andan itibaren onu kaybetme kaygısı ile alakalı süreç başlar.

Duygusal bir ilişkide kaybetmek, en sık terk edilme ile ortaya çıkar. İlişki de terk edilme ihtimali her zaman vardır ve zaman zaman akla gelir. İlişki sürecinde terk edilme düşüncesini pekiştirecek davranışlar ya da eylemler, dikkatin buraya yönelmesine neden olur.

Terk Edilme Kaygısı Nasıl Patolojik Seviyeye Gelir?

Az önce de söylediğim gibi her ilişkide terk edilme ihtimali vardır. Bu ihtimalin varlığı ile baş edebilmek ilişkiyi sağlıklı bir şekilde götürmenize katkı bile sağlayabilir. İlişki de odak terk edilmeye yönelirse ve bu düşünce bazı pekiştireçlerle güçlenirse bir süre sonra ilişki yıpranmaya başlar.

Bu pekiştireçler ne olabilir? Bir tartışma esnasında ilişkiyi bitirmeye yönelik imalarda bulunulması, aldatılma düşüncesini akla getirecek bazı davranışlar, terk edilme düşüncesini güçlendirir.

Terk edilme düşüncesi güçlenirse bu düşüncenin kişide oluşturduğu stres artar. Zihin bu stresle yaşamak istemez. Stresi bir sorun olarak değerlendirir ve bu stresi ortadan kaldıracak adımlar atmak ister. Bu noktada zihin terk edilme kaygısı ve bu kaygıyı ortadan kaldırmak isteyen yapı ile çatışmaya girer.

Terk edilme, bir ihtimal ve belirsiz bir durumdur. Belirsiz durumlar ise kişide kaygı oluşturur. Zihnimiz ise kaygıyı sevmez bu yeni durumu normalleştirmek ister. Bunu normalleştirmek içinde o durumu (terk edilme) sık sık akla getirir. Fakat akla gelince stres ve kaygı artar, kaygı artınca da kaygıyı azaltmak için o düşünceyi akıldan uzaklaştırmak ister. Aslında kişi, kaygıyı azaltmak için düşünceyi akla getiren sisteme müdahale etmese ve kaygı ile baş edebilse sorunu çözecektir. Çünkü kaygı azalacak ve kişi bu kaygıdan rahatsız olmayacak seviyeye baş edebilecektir. Fakat kaygı ile baş edemediği için onu uzaklaştırma yolunu seçer. Bu seviyeye gelince de zihnin işlevselliği bozulur ve kaygı döngüsüne girer. Bu döngüye giriyorsa kişi onun içinden çıkması zordur. Bu döngü her defasında kişinin rahatsız olduğu durumun yoğunluğunu artırır.

Terk edilme düşüncesi – kaygı – kaygıyı bastırmak için düşünceyi uzaklaştırma – düşünceyi uzaklaştırmak için ise düşüncenin zihne gelmesi gerekli – zihne gelince yine kaygı artar ve uzaklaştırmaya çalışır. Böylece içinden çıkılmaz bir sarmalın içine girer.

Bu çıkmazla uğraşan zihin bu düşüncenin verdiği rahatsızlığı ortadan kaldıramayacağını anlayınca komple bu durumu ortadan kaldırmak ister. Terk edilme durumunu ortadan kaldırmak demek ya terk edilmektir ya da terk etmektir.

Zihin belirsizliği sevmez. Belirli bir durumun verdiği zararı belirsiz bir durumun vereceği zarara tercih eder. Yani sürekli düşüyor gibi hissetmektense dibe çakılmayı tercih eder. En azından süreç sonlanmış olur ve bundan sonra ne yapacağını bilir.

Terk edilme kaygısı olan kişi önceleri her ilişkide olan terk edilme ihtimalini sıfırlamaya çalışır. Terk edilmeyeceğini garantilemek ister. Bunun için partnerine sürekli beni seviyorsun değil mi? Hep yanımda olacaksın değil mi? Durduk yere hiç konusu yokken bile beni hiç terk etmeyeceksin değil mi? Gibi sorular sorarak terk edilme belirsizliğini ortadan kaldırmak ister. Bazen de en ufak bir tartışmada beni terk etmek mi istiyorsun? Gibi sorular sorarak yine o belirsizliği ortadan kaldırmak ister. Partneri her ne kadar onun istediği cevapları verse de bu anlık rahatlama sağlar ve kısa bir süre sonra tekrar benzer konular konuşulur, benzer sorular sorulur. Stres artık o kadar çok artar ki partnerinin verdiği rahatlatıcı cevaplar rahatlatmamaya başlar ve bu kaygı ile baş edemeyip uzaklaşırlar.

Bu yüzden terk edilme kaygısı ile baş edemeyen ve zihinsel karmaşanın içinden çıkamayan kişi partnerinin kendisini terk etmesi için elinden gelen her şeyi yapar. Partneri buna rağmen terk etmese bile kendisi ilişkiyi bitirir ama sanki karşı taraf terk etmiş gibi de yas tutar.

Bu da yukarıda bahsettiğim gibi belirli durumu ( terk etme veya terk edilme) belirsiz duruma (terk edilme ihtimali) tercih etme biçimidir.

Bu durum ebeveyn ile güvenli ilişki kurmuş kişilerde çok nadir görülür. Sıklıkla ebeveynden güveni alamayan veya çocukluk döneminde ailesi tarafından bir süreliğine ya da temelli terk edilme geçmişi olan kişilerde sıklıkla görülür.

Çocukluk döneminde terk edilme geçmiş yaşam deneyimi olan bireyler. O dönemde terk edilmeye nasıl tepki verdilerse yetişkinliklerinde de benzer tepkileri verirler. Terk edilme durumu ile karşılaştıklarında o yetişkin birey gider ve yerine terk edilmiş çocuk gelir. Terk edildiğinde ise o çocuk gibi tepkiler verir.

Bu tarz insanlar sadece duygusal ilişkilerinde değil arkadaş ilişkilerinde de benzer durumlarla karşılaşabilirler.  Çok sık karşılaşılan bir özellikleri ise terk edilmemek için kendi kişiliklerinden ödün vermeleridir. Belki bir başka makalemde de bu konu üzerine dururuz. J

Eğer kişi bu döngüye girdiyse bunu aşabilmesi için psikoterapi alması gerekir. Bilinçaltına yönelik yapılacak terapiler ( hipnoterapi, emdr terapi)  bu anlamda etkili terapi yöntemlerindendir.

Uzman Klinik Psikolog Ayhan ALTAŞ – Bursa