egzersiz

Her insanın hayatında çok önem verdiği kişiler vardır. Önem verdiğimiz insanlar genelde çok yakınımızda olan ve bizi koruyan kollayan kişilerdir. Duygusal ve zihinsel anlamda güçlü bağlar kurduğumuz insanlar hayatımızda önemli bir yer teşkil eder.

Ya onlar hiç beklenmedik bir şekilde hayatımızdan çıkarsa…

Bugün sizlere patolojik yas hakkında bilgiler vereceğim, bu süreçte neler yaşanıyor ve insanlar ne gibi zorluklar yaşıyorlar. Bu zorluklukların üstesinden gelmek için neler yapabiliriz. Psikolojik terapi olarak patolojik yasta emdr terapi yönteminin etkinliği, gibi konularda değerlendirmeler yapacağım.

Tanım olarak yas, ölüm nedeniyle ortaya çıkan kayıplar sonrası kişilerin yaşadığı uyum sorunlarını yansıtır.  Yas sürecinde kişi duygusal, düşünsel ve bedensel tepkiler gösterir. Ölüm nedeniyle hayatından çıkan kişi ile alakalı tamamlanmamış planlar, hayaller ve istekleri içerir. Yas sürecinde ortaya çıkan duygusal ve düşünsel tepkiler bireyseldir ve herkeste farklı düzeyde ve şekilde gözükebilir.

Ölüm nedeniyle yaşanan yas dendiğinde hayatımızdan çıkan varlığı genelde insan olarak tanımlarız. Aslında yas bir nesne bir hayvan veya her hangi değer verilen bir şey sonrasında da görülebilir. Örneğin beş yaşında ki bir çocuk çok sevdiği oyuncağını kaybedince çok tepkiler ortaya koyabilmekteyken, on beşinde bir çocuğun köpeğini kaybetmesi sonucu da bu tepki verilebilir. Yani kayıp illa bir insan olmak zorunda değil fakat yas sürecinde sevilen bir yakının ( anne,baba,kardeş vs..) kaybı sonrası patolojik tepkiler daha sık görülmektedir.

Sevilen bir kişinin kaybı sonrası inkar, üzüntü, ağlama vb. tepkilerin ortaya çıkması beklenilen bir durumdur. Fakat bu ortaya çıkan tepkilerin kendine ve etrafına zarar verecek düzeyde yoğun olması, yas süresinin uzaması, devam eden hayatın işlevselliğini bozması ise patolojik ( hastalıklı) bir durum olarak değerlendirilmektedir.

Yas sürecinde ortaya çıkan tepkiler;

Şok ve İnkar (yadsıma): Yaşanan kaybın hemen arkasından ortaya çıkan bir dönemdir. Kayıp henüz çok yenidir ve kişide beklenilen yoğun tepkiler çıkmaz. Daha sakin gibi gözükür ama tepkisiz ve duygusuzdur. Çok yoğun duygular ortaya çıkaracağı için ve beyinde yoğun stres oluşturacağı için beyin bu durumu inkar eder. Olmamış gibi değerlendirebilir ve bu yoğun stresten zihni uzak tutmuş olur. Bir nevi savunma mekanizmasıdır.

Öfke (kızgınlık) ve İsyan: Beyinden uzak tutulan olay yavaş yavaş kendini artık göstermeye başlar ve duygusal tepkiler ortaya çıkar. Öfke herkese karşı olabilir, kendine, kaybettiği kişiler, ebeveyn ve akrabalarına hatta allaha karşı bile olabilir. İlk başlarda sıklıkla kendine sorduğu soru “Neden ben?” dir. Bu soru sonrası yaradana karşı veya etrafındakilere karşı bir isyan durumu söz konusu olur. Kaybettiği kişiye karşı neden beni bırakıp gittin, beni yalnız bıraktın, bu zorluklarla tek başına nasıl baş edeceğim gibi sorularla öfkelenebilir. Yapılacak bir şey bulabilirdim gibi yaklaşımla kendini suçlayabilir. Her yerde ve her durumda kaybettiği kişiyi arar veya görür.

 Pazarlık: Yaşanan kayıp yavaş yavaş kabul edilme aşamasına gelmiştir ama yaradanla bir pazarlık içine girilmiştir. Yeni hayatıma uyum sağlayacağım ama bazı isteklerim var gibi bir yaklaşım ile hayatının bundan sonrasını düzenlemeye çalışır. Bana zor günler yaşattın bari bundan sonra ki hayatımda bir kolaylık sağla gibi bir yaklaşımdır.

 Depresyon: Artık kayıp tam anlamıyla kabul edilme aşamasındadır. Zihnen bu durumu artık değerlendirebilecek seviyeye gelmiştir ve bu durum beynimiz de inkar döneminde kaçındığı duyguları ortaya çıkarmaya başlamıştır. Hayatında önemli bir yer kaplayan kişinin hayatında artık olmadığını tam anlamıyla kabul ettiğinde de onun boşluğu farketmeye başlayacak. Bu durum kişinin ciddi bir boşluk yaşamasına ve sosyal anlamda içe çekilmesine neden olacaktır. Zaman zaman mutlu zaman zaman çökkün olacak bazen bu mutluluktan dolayı kendini suçlayacak ve bazende artık yeni hayatına alışması gerektiği gibi söylemlerde bulunacak ve ruh halinde dengesizlikleri ortaya çıkaracak. Bu dönemde üzülecek, ağlayacak, sorulayacak, iştah ve uyku problemleri yaşayacak.

 Kabullenme: Kişi artık tam anlamıyla kaybı kabullenmiştir. Bundan sonra yaşayacağı yeni hayatı için planlar yapabilir, hayatının işlevselliğini yerine getirebilir, duygu ve düşüncelerini kontrol edebilir seviyeye gelmiştir.

Yas süreci bir kaybın ardından ortaya çıkması beklenilen bir durumdur. Sağlıklı bir şekilde yaşanan yas, kişinin normal hayatında ciddi bozulmalara neden olmayan veya uzun süreli devam etmeyen durumlar olarak değerlendirilebilir. Yas sürecinde, kaybı yaşayan kişinin üzülmesi, duygusal tepkiler vermesi, bir boşluğa düşmesi, depresyon belirtileri göstermesi, zaman zaman psikosomatik ağrıların çıkması olası bir durumdur. Tabi burada önemli olan nokta kaybı yaşayan kişinin bu duyguları ne düzeyde ortaya çıkardığıdır. Bir kayıp sonrası üzülme, ağlama, sosyal anlamda içe içe çekilme beklenilen bir durumken kendini kahretme, kendine zarar verme isteği, aşırı derece de ağlama, iletişimi tamamen koparma ise patolojik olarak değerlendirilmektedir.

Yas sürecini patolojik  bir şekilde yaşan kişilerin ise psikolojik yardım alması bu süreci sağlıklı bir düzeye getirmelerine yardımcı olacaktır. Özellikle yaşam kalitesini ciddi bir şekilde düşürüyorsa, hayatın işlevselliğini bozuyorsa ve en az üç aydır yoğun bir şekilde devam eden bir durumsa psikolojik yardım gereklidir.

Yas Sürecinde Emdr Terapisinin Etkinliği,

Emdr terapi, kişilerin geçmişte yaşadığı ve bugünkü hayatını olumsuz etkileyen geçmiş yaşam olaylarını normalleştirmeye yardımcı olan bir yöntemdir. Özellikle kişinin üzerinde travmatik bir etki oluşturan durumlarda etkinliği yapılan bilimsel çalışmalarla gözlemlenmiştir.

Emdr terapi ile kişinin yaşadığı ama zihnen bir türlü normalleştiremediği, kabul edemediği durumu kabuledilebilir bir seviyeye gelmesine yardımcı olur. Yası ortaya çıkan durum tek bir olay olduğu için terapi de tek olay üzerine odaklanılır ve o olayın zihinde duygusal etkinliğini azaltır. Duygusal anlamda yaşanan yoğunluk azalınca da kişinin mantıklı zihni devreye girer ve olayı daha mantıklı bir şekilde yorumlamaya başlar. Böylece danışan yaşadığı olayı duygusal anlamda normalleştirir. Zihinde ortaya çıkan mantık dışı düşünceleri de mantık çerçevesinde değerlendirmeye başlayacaktır.

Bu terapi sayesinde kişinin baş etme becerileri artacak alternatif çözüm yolları üretebilecek seviyeye gelecek, gelecekle ilgili planlamalar yapacak, yeni hayatına uyum sağlamasına yardımcı olacaktır.

Terapi de genelde danışana bir öneride bulunulmamaktadır. Uygulanan terapi danışanda duygusal olarak kontrol sağlayacağı için alternatif çözüm yollarını kendisi bulabilecektir. Yani bu terapi ile biz danışanın alternatif çözüm yolları üretebilecek seviyeye gelmesini hedeflemekteyiz.

Yas Sürecinde Danışanlara ve Yakınlarına Öneriler;

* Yas sürecinin başlangıcında ortaya çıkacak duygular ve düşünceler normaldir.

* Süreci mümkün olduğunca kendinize çok müdahale etmeden yaşayın.

* Duygusal anlamda sizi zor duruma sokacak durumlardan bir süre uzak durun.

* Devam eden hayatınızı yok saymayın.

* Hayatınızın işlevselliğini devam ettirin (temizlik, iş,okul vs)

* Duygularınızı engellemeye çalışmayın.

 

Yakınlara öneriler;

 * Daha kötü örnekleri göstererek bu kadar üzülme gibi yaklaşımda bulunmayın.

* Üzülme, ağlama vb önerilerde bulunmayın bırakın kendi duygularını bir süre yaşasın.

* Mümkün olduğunca müdahale etmeden onlara yanlarında olduğunuzu hissettirin.

* Kendi üzüntüleriniz ile yas sürecinde olan kişileri yormayın.

* Sık sık kaybedilen kişiyi hatırlatıcı konuşmalar yapmayın. Eğer o konuşuyorsa onu dinleyin.

* Sosyal destek bu süreçte önemlidir.

Yas yaşanması gereken bir süreçtir ve herkeste farklı ortaya çıkar. Bazen bir ay sonra bazen bir yıl sonra kişi duygularını açığa çıkarabilir. Yas süreci uzadıysa ve hayatınızı olumsuz etkiliyorsa psikolojik yardım almanızı öneririm.

Psikolog Ayhan ALTAŞ-Bursa

Psikoterapist&Hipnoterapist&Emdr Terapisti