Dokuz senelik mesleki deneyimimde yapmış olduğum binlerce görüşmeye bakınca şunu fark ettim ki; insanlar, problemlerini anlatmakta zorlanıyorlar. Bazı danışanlar, geçmişte yaşadıklarını kendilerine bile itiraf etmekte zorlanırken; bir başkasına anlatmak, onlar için o kadar da kolay olmuyor.  Geçmişte yaşanan kötü anıları terapiste anlatmak,  sürecin daha hızlı ilerlemesine yardımcı oluyor. Dediğim gibi, problemlerini terapiste anlatmakta zorlanan danışanlar, bu anlamda zaman kaybına neden olabiliyorlar.
Terapi sürecinde danışanın hazır bulunmaması, kendi iç dünyasını terapistine açmak için zamana ihtiyaç duyması, terapist ile danışan arasındaki güven ilişkisi ile alakalı bir durumdur. Güven ilişkisinin kurulması, terapide olması gereken önemli unsurlardandır; fakat bazen, bu güven ilişkisini kurmak biraz zaman alabiliyor. Bazı danışanlar için, arada güven ilişkisi olsa bile, yaşadıklarını ifade etmek her zaman kolay olmuyor.
Bazen terapinin ilerleyen aşamalarında, danışan önemli bir konuyu gündeme getirdiğinde; yaptığınız çalışma tamamen farklı bir boyut alabiliyor. Hatta bazen, bu durum terapi sürecini o kadar değiştiriyor ki, onca zaman boşa geçmiş gibi algılanabiliyor. Elbette o geçen süreç danışanın, anlatamadığı olayı anlatmasına hazır hale gelmesini sağlıyor; ama zaman da kaybedebiliyorsunuz. Belki de danışan, o olayı terapi sürecinin başlarında anlatsa, süreç çok daha hızlı ilerleyecek; ama danışan bunu anlatamadığı için terapi süreci uzayabiliyor.

Geçmiş Gelecek Şimdi
Terapi sürecinin uzaması ve danışanın kendisini ifade edememesi, terapi motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor. Bazı danışanların ise, anlattıkları ile yüz ifadeleri uyuşmuyor. Orada farklı bir şey var ve danışan, bunu anlatamıyor. Ben, bunun farkında oluyorum; ama kendisi bunu anlatmaya hazır olmadığı için müdahale edemiyorum. Benim danışanın kendisini ifade etmesini beklemem ise, sürecin daha uzun sürmesine neden oluyor.
Mesela, bir danışanımla depresyon üzerine çalışıyorduk ve kendisi, yaşadığı ilişkiyle alakalı sorunlardan bahsediyordu. Yaşadığı ilişkinin, onu depresyona nasıl sürüklediğini konuşuyorduk; ama süreç yavaş ilerliyordu. Dokuzuncu seansta danışan, sevgilisinin evli olduğunu söyledi ve böylece, süreç daha hızlı ilerlemeye başladı. Daha önce ilişki üzerine çalışırken; anlattığı bu önemli ayrıntıdan sonra, sevgilisinin evli olması üzerine çalışmalar yaptık. Danışan, dört seans gibi kısa bir sürede, ciddi olumlu geri bildirimlerle terapiye gelmeye başladı.
Bazen de olay, çok önemli gibi görünmese bile danışan için önemli olduğundan, kendisi,  o olayı anlatmakta zorlanabiliyor. Mesela, bir danışanım çocukken, ailesi tarafından şiddet gördüğünü anlatmakta çok zorlanmıştı. Bunun gibi çok sık karşılaşılan bir olayda bile insanlar, kendilerini zaman zaman ifade etmekte zorlanabiliyorlar.
Bazı kişiler de, anlatamayacağını düşündüğü için veya anlatmaya hazır olmadığı için, terapiye başvurmamaktadırlar. Böyle olunca da sorunlar, daha da büyük bir hal alarak, çözümsüz duruma gelebiliyor.
Bu noktada emdr terapi devreye giriyor.  Bu terapide, geçmişte yaşadığınız olumsuz olayları anlatmak zorunda değilsiniz. Emdr terapi, siz olayları anlatmadan da o olayların, sizin üzerinizdeki etkisini azaltmaya ve duyarsızlaşmanıza yardımcı olmaktadır.
Yani, geçmişte yaşadığınız olayları anlatmakta zorlanıyorsanız ve bu yüzden terapi almaktan çekiniyorsanız, emdr terapi tam size göre…
Emdr terapi hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız…

Psikolog Ayhan ALTAŞ